‘Kaynaklar’ Kategorisi

El- bettani (858- 929)

Eserlerinin Lâtinceye çevirilerinde Albatagnius veya Albatagni diye anılan El- Bettani, Harran bölgesinde doğmuştur. Rakka şehrinde kendi imkânlarıyla bir Rasathane yaptırmış ve burada uzun süre önemli gözlemlerde bulunarak astronomiye büyük katkıları olmuştur. Bir süre Hilâfet ve Bilim merkezi Bağdat’a da gitmiş, bilimsel temaslarda bulunmuştur. El-Bettani büyük bir doğrulukla ekliptiğin (tutulum dairesinin) eğimini, dönencel yıl süresini ve mevsimleri büyük bir doğrulukla belirlemiştir. Güneş’in görünür hareketini incelemiş, görünür çapının zamanla değiştiğini göstermiştir. Yeniay’ın görülebilirlik şartlarını belirleyici yeni ve çok duyarlı bir görüş oluşturmuştur. Ay ve Güneş tutulmaları ile ilgili gözlemleri, Ay yörünge hareketinde uzun süreli değişimler olduğunu göstermiştir. El- Bettani ayrıca küresel trigonometri problemlerinin çözümü için yeni yöntemler geliştirmiştir. Bu bilgiler Batı’da XV. yüzyılın bilimsel uyanış devri çalışmalarına rehber olmuştur.

El- Bettani‘nin yüzyıllar boyunca itibarda tutulan “Ziç”inin Lâtince çevirisi, önce 1537′de ve düzeltilmiş şekli XX. yüzyıl başlarında Arapça aslıyla birlikte yayınlanmıştır.

Ebü’l- Vefa (940- 997/8)

Horasan’da- Nişabur ile Herat arasındaki Buzcan (veya Bozcan) adlı kentte doğmuş, Bağdat’ta ölmüştür. Orta Çağ’da – Doğu’da- yetişen matematikçi astronomların en büyüklerinden olan Ebü’l- Vefa, Birüni’nin ifadesine göre, küresel astronomide ve gözlem yöntemlerinde önemli gelişmeler sağlamıştır. Abbasi hükümdarı Şerefüddün Devle’nin Bağdat’ta saray bahçesinde kurduğu rasathanede çalışmıştır. Ay’ın hareketlerini incelemiş, birçok matematik kitabı yanında bir de Batlamyus’un “Almagest” kitabına benzer orijinal bir astronomi kitabı yazmıştır.

Bilim karşısında astroloji

1975′te Amerika’da, “The Hümanist” dergisinin Eylül sayısında astrolojiye karşı önemli bir bildiri yayınlanır. Bu, 18′i Nobel ödülü almış 186 bilim adamı tarafından imzalanan bildirinin metni aşağıdadır:

“Birçok disiplinden gelen bilim adamları, astrolojinin, dünyanın büyük bir kısmında giderek daha iyi karşılanmasından endişe duymaktadırlar. Aşağıda imzası bulunan bizler – astronomlar, astrofizikçiler ve başka disiplinlerden bilim adamları – astrologların özel ya da genel olarak yaptıkları kehanetlerin ve verdikleri öğütlerin koşulsuz olarak kabul edilmesi tehlikesine karşı kamuoyunu uyarmak istiyoruz. Astrolojiye inanmak isteyenler, ilkelerinin hiçbir bilimsel temele dayanmadığını bilmelidirler.

Eskiden insanlar astrologların kehanetlerine ve öğütlerine inanırlardı, çünkü astroloji onların sihirsel dünya görüşlerinin bir parçasını oluşturmaktaydı. Bu insanlar, gökteki nesneleri tanrıların mekânları ya da tanrılar tarafından gönderilen çeşitli işaretJer olarak görmekteydiler; Dünya’yı gezegenler ve yıldızlardan ayıran mesafelerin büyüklüğü hakkında en ufak fikirleri bile yoktu. Günümüzde bu mesafeler hesaplanmıştır ve genel çekimle ilgili olsun ya da olmasın, uzaktaki gezegenlerin ve daha da uzakta bulunan yıldızların doğurabilecekleri etkilerin ne denli önemsiz olduklarını şimdi görüyoruz. Yıldızlar ve gezegenlerin doğum anında uyguladıkları güçlerin geleceğimizi herhangi bir biçimde belirlediğini düşünmek açıkça yanlıştır. Uzaktaki gök cisimlerinin bazı günleri ya da bazı dönemleri bazı eylemler için daha uygun kıldığı ya da bir kişinin içinde doğduğu burcun, onun başkalarıyla uyuşması ya da uyuşmamasını belirlediği de aynı şekilde doğru değildir.

Astrolojiye niçin inanılır? istikrarsız çağımızda alacakları kararlarda kendilerini başkalarının yönetimine rahatça bırakmak hayalinde olanlar çoktur. Bu kişiler, kendi denetimleri dışındaki yıldızların güçleri tarafından önceden belirlenmiş bir yazgıya inanmak isterler. Ama hepimiz yaşamla karşı karşıya gelmek ve geleceğimizin yıldızlarda değil, kendimizde olduğunu anlamak zorundayız.

Bilgilerin ve eğitimin geniş ölçüde yayıldığı bir dönemde, sihir ve boş inançlar üstüne kurulu inançları kötüleme gereği duyulmayacağı düşünülebilirdi. Oysa, astroloji inancı modern toplumu sarmış durumdadır. Biz özellikle, üsteiik çoğu saygın olan iletişim araçları, gazeteler, dergiler ve yayımcıların sürekli olarak, eleştirel bir tavır almaksızın astrolojik haritalar, kehanetler ve yıldız fallarını yayınlamaları olgusuyla ilgiliyiz. Bu, aydınlık düşmanlığının güçlenmesinden başka hiçbir işe yaramaz. Astroloji şarlatanlarının iddialarına doğrudan ve kuvvetle karşı çıkma vaktinin geldiğini düşünüyoruz.

Astrolojiye inanmayı sürdüren her kişinin, bu inancın kanıtlanmış hiçbir bilimsel dayanağı olmadığını hatta bu inancın tersini gösteren birçok kanıtın bulunduğunu bilmesi gerekir.”

A-b-c

A

aberasyon: Sapınç. Işığın sonlu hıza sahip olması ve Yer’in dönme ve yörünge hareketleri nedeniyle yıldızların konumlarındaki görünür değişim.

açık küme: Galaktik küme. Belli bir şekilleri olmayan ve genelde galaktik düzlemde bulunan yıldız kümeleri.

açıklık: Teleskop, fotoğraf makinesi gibi optik araçlarda, ışığı toplayan ayna veya merceğin çapı

açıklık oranı: Optik araçlarda odak uzaklığının açıklığa oranı.

açısal çap: Bir gök cisminin, gerçek çapının uçlarını, gözlemciye birleştiren doğrular arasındaki açı

açısal hız: Dönen ya da gökyüzünde hareket eden bir cismin açısal konumundaki değişim miktarı.

açısal momentum: Bir eksen çevresinde dönen cismin birim zamanda eylemsizlik momenti ile bu cismin dönme açısal hızının çarpımı

açısal uzaklık: Gök yüzünde iki cismi gözlemciye birleştiren doğrular arasındaki açı

akan yıldız: Yer’in atmosferine girince sürtünmeden dolayı ısınarak akkor hâline gelen ve ardında bir ışık çizgisi bırakarak geçen meteor.

akı: Birim yüzeyden, birim zamanda geçen enerji miktarı.

alan kanunu: İkinci Kepler Kanunu.

albedo: (Aklık, Aklık derecesi): Bir cismin  ışığı yansıtma gücü; cismin yansıttığı ışınımın, aldığı ışınıma oranı.

Almanak (Gökgünlüğü): Önemli gök  cisimlerinin;   yer,   uzaklık,   parlaklık   vb. değerlerini, her yıl, bir yıl boyunca, hergün için veren kaynak kitap.

alt geçiş: Gökcisimlerinin, meridyenden iki geçişinden ufuk yüksekliği düşük olanı.

alt kavuşum: iç gezegenlerin ve Ay’ın, Güneş-Gezegen-Yer olmak üzere, aynı doğru üzerinde bulunma durumu.

anakol: Yıldızların, sıcaklık- ışınım gücü grafiğinde oluşturduğu temel kol.

artık yıl: Her dört yılda bir, 366 gün alınan yıl. Bu yılda Şubat ayı 29 çeker.

asteroid kuşağı: Asteroidlerin çoğunun  bulunduğu Mars ile  Jüpiter  yörüngeleri arasındaki kuşak.

asteroid: Küçük gezegen.

astronomik birim: bkz. Gök birimi

atmosfer: Bir gezegeni saran gaz katmanı veya bir yıldızın görünen üst katmanları. atmosferik   kırılma: Yer atmosferinde yer yüzüne yaklaştıkça yoğunluğun artması nedeniyle gök cisimlerinden gelen ışığın kırılarak yön değiştirmesi.Atmosferik kırılma sonucu gök cisimleri daha büyük ufuk yüksekliğinde gözlenir.

atmosferik kızarma:   Atmosferden geçen, bir gök cismine ait ışığın mavi dalga boylarının  daha fazla  saçılması   sonucu  kalan   kırmızı   dalga   boylu   ışınım nedeniyle gök cisminin daha kırmızı görünmesi.

atmosferik soğurma: Atmosferden geçen ışığın maddeyle etkileşmesi   sonucu zayıflaması.

ay: Seçilen yıl tanımına göre, yılın 12 de biri.

aydınlatma gücü: bkz. Işınım gücü.

ay takvimi: Ay’ın gök yüzünde görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim.

ayakucu (nadir): Çekül doğrultusunun gök küresini altta deldiği nokta.

aynalı teleskop: Yansıtmalı teleskop; Objektifi ayna olan teleskop.

ayırma gücü: Bir teleskopun yakın yıldızları ayırma gücü, veya gök cisimlerinin ince detaylarını görme yeteneği.

azimut: Bir gök cisminden geçen düşey daire ile gözlemcinin meridyen dairesi arasındaki açı. Ufuk düzleminde kuzey veya güney noktasından başlıyarak saat yönünde ölçülür.

 B

başucu (zenit): Çekül doğrultusunun gök küresini üstte deldiği nokta.

batmayan yıldız: Günlük hareketinde ufkun altına inmeyen yıldız.

bolometrik parlaklık: Bir gök cisminin tüm dalgaboylarında kadir biriminde ölçülen  parlaklığı.

bolometrik ışınım gücü: bkz. ışınım gücü.

boylam: Bir küre üzerindeki herhangi bir noktanın , başlangıç dairesinden açısal uzaklığı. Boylamın adı, seçilen temel düzleme göre değişir, örnek: Coğrafya boylamı, ekliptik boylam.

bölge zamanı: Zaman bölgeleYine ait ortalama  zaman. Greehvvich’in boylam çizgisi sıfır saat  dilimine  denk  gelir.  Türkiye   Greenvvich’ten   2sa  geri   olan   -2sa çizgisindeki ortalama zamanı kullanır.

bulgurlanma: Granülasyon;  Güneş’in fotosferinde konveksiyonun  neden  olduğu yapı.

burçlar: bkz. Zodyak büyük daire: Bir kürenin merkezinden geçen düzlemle, bu kürenin arakesiti olan

daire.

C

Chandrasekhar limiti: Bir beyazcüce yıldız için maksimum kütle (1.4 Güneş kütlesi).

Ç

çekim kuvveti: bkz. kütlesel çekim. çevren:   Ufuk düzlemi.

D-e-f

D

değişen yıldız: Parlaklığı zamana bağlı olarak değişim gösteren yıldız.

deklinasyon: bkz. dik açıklık.

dış gezegenler: Yörüngesi Yer yörüngesinin dışında kalan gezegenler   (Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüto).

diferansiyel dönme: Bir gök cisminin: a) Yüzeyinde farklı enlemlerin, b) içinde farklı katmanların farklı hızla dönmesi.

dik açıklık: Deklinasyon,  Gök  yüzünde  bir  noktanın  gök  ekvatorundan  açısal uzaklığı.

dikine hız: Çapsal hız; bkz. radyal hız.

doğmayan yıldız:  Günlük hareketinde ufkun üstüne çıkmayan yıldız.

doğu noktası: Güneş diskinin merkezinin 21 Mart ve 23 Eyiül’de ufuktan doğduğu nokta.

doğu uzanımı: Gök küresi üzerinde, Güneş’in doğusundaki bir gezegenin Güneş’e olan açısal uzaklığı.

dolanma: Bir cismin, bir nokta ya da başka bir cisim çevresinde yaptığı yörünge hareketi.

dolanma dönemi: Bir kez dolanma için gerekli zaman.

dolunay: Uzanım açısının 180° olduğu Ay evresi.  Görünen Ay yüzeyinin güneş ışığıyla tamamen aydınlandığı evre.

Doppler etkisi:   Işık  kaynağı  gözlemciye  göre  veya   gözlemci   kaynağa   göre uzaklaşıyor veya yaklaşıyor ise kaynaktan gelen ışınımın dalgaboyu veya frekansındaki değişim. Bkz. Kırmızıya kayma ve maviye kayma.

dönence: Tropik. Güneş’in görünen hareketinde dik açıklığın en büyük (-23°.5) ve en küçük (—23°.5) olduğu yerler. Güneşin gün dönümü zamanlarında gökyüzünde bulunduğu yerler. Yaz dönencesi 21 Haziran’da, kış dönencesi 21 Aralıkla olur.

düğüm  noktası: Yörünge hareketi yapan bir gök cismine ait yörüngenin ekliptiği (tutulum çemberini) veya yörünge merkezinden geçen ve bakış doğrultusuna dik olan düzlemi kestiği iki noktadan biri.

düğümler çizgisi: iniş ve çıkış düğümü noktalarını birleştiren doğru.

dış kavuşum: Bir dış gezegenin ve  Yerin,  Güneş’in iki yanında bir doğrultuya gelmesi. Gezegenin uzanım açısının 180° olması durumu.

E              

eğim  açısı: Bir gök cismine ilişkin yörünge düzleminin, ekliptiğe ya da bakış doğrultusuna dik düzleme ya da belirlenmiş herhangi bir düzleme göre yaptığı açı.

ekinoks:   bkz. Ilım

ekliptik (tutulum): Güneş’in gökyüzünde yıllık görünür hareketinin   oluşturduğu çember.

ekvator (eşlek) düzlemi: Yer merkezinde dönme eksenine dik olan düzlemin yer yuvarlağı ile arakesiti.

elektromanyetik tayf: Tüm    dalgaboylarındaki    elektromanyetik    ışınımlann oluşturduğu tayf

elongasyon: bkz. Uzanım açısı.

enlem: Bir küre üzerinde bulunan herhangi bir noktanın temel düzlemden açısal uzaklığı. Seçilen küre ve temel düzleme göre değişik adlar alır: Coğrafya enlemi, Ekliptik enlem, Gökada enlemi, vb.

eşlek: bkz. Ekvator.

etkin sıcaklık: Bir ışık kaynağının birim yüzeyinden birim zamanda saldığı enerjiye eşit enerji salan bir karacismin sıcaklığı.

evre: Tekrarlı olaylarda bir dönem içindeki her bir noktanın konumu. Örnek; Ay’ın evreleri (ilkdördün, yeniay). Bir değişen yıldızın minimum evresi.

evren: Bütün yıldızları, gökadaları, kümeleri, gaz ve bulutları içine alan madde ile dolu uzayın tümü.

evrim yolu: Bir yıldızın sıcaklık ve ışınım gücünün zamanla değişerek Hertzsprung- Russell (H- R) diyagramında oluşturduğu çizgi, izlediği yol.

F

fon (arka alan) ışınımı: Yıldızlararası   bulutlardan  ve   çok   uzak   galaksilerden gelen zayıf yaygın ışınım.

fotoelektrik olayı: Işığa duyarlı  bir yüzeye fotonlarla  vurarak oradan   elektron sökme olayı.

füze: İtiş gücü, bir yanıcı ve bir yakıcı maddenin sürekli yanmasıyla oluşan ve boşlukta momentumun korunumu prensibine göre hareket eden araç.

frenleme ışınımı: Serbest parçacık hareket ederken yoğun bir ortama girerse ivmeli olarak yavaşlar. Yani frenlenir ve ışınım yayar.

G-h-ı

G

galaksi:   Milyonlarca   yıldızdan   oluşmuş   yıldız   kümelerinden,   bulutsu   ve  gaz bulutlarından oluşmuş, Samanyolu gibi bağımsız uzay adası.

gama ışını: Dalga boyu x- ışınlarından daha kısa, daha yüksek enerjili fotonların oluşturduğu ışınım.

Galileo uyduları: Jüpiter gezegeninin en parlak ve en büyük dört uydusu;  lo, Euroupa, Ganymeda, Callisto’dur.

gel- git olayı:  Büyük denizlerde suların yükselmesi ve altı saat  sonra  normal düzeyin altına inmesi olayı. (Bu olay Ay’ın Yer üzerindeki çekim etkisinden doğar).  GB=149.6×106km.

gök ekvatoru: Yerin ekvator düzleminin gök küresi ile ara kesiti. Gök ekvatorunda dik açıklık sıfırdır.

gök kutbu: Yerin dönme ekseninin gök küreyi deldiği nokta.

gök cismi:  Uzaydaki cisimlerden her biri, Güneş, Yer, Ay, Yıldızlar, vb.

gök küresi: Yer merkezli sonsuz yarıçaplı sanal küre   İç yüzü bizim için gök yüzü olarak kabul edilir.

gök taşı: Gök yüzünden Yer’e düşen her çeşit taş.

görünür çap:   Uzakta duran  küresel  bir cismin  bakış doğrultusuna dik  düzlem üzerinde gördüğümüz iz düşümüne ilişkin çapın iki ucunu gözlemciye birleştiren iki doğrultu arasındaki açı.

görünür evren:   Gözlenebilen   evren   parçası.   Görünür  evren   sınırında   evrenin genişleme hızı ışık hızı olduğu için sınır ve ötesi görünmez.

görünür hareket:  Bir gök  cisminin  gözlemciye  göre   yaptığı   hareket  ya  da gözlemcinin gördüğü  hareket.  Güneş’in gök  küresindeki  hareketi  ve doğup batması görünür harekettir. Oysa Yer, kendi ekseni çevresinde dönmekte, biz Güneş’i dolanır görmekteyiz.

görüş alanı: Bir teleskopun içine alabildiği gökyüzü parçası; başka bir deyimle, bir bakışta gökyüzünde görebildiği alan

göz merceği:  Oküler.   Teleskoplarda  gerçek  görüntüyü  gözle   incelemek   için kullanılan küçük bir yakınsak mercek düzeni.

gün  dönümü: Solstice; gece veya gündüzlerin en uzun olduğu zaman, Kuzey yarım kürede en uzun günün oluştuğu  yaz gün dönümü 21   Haziran’da,  en  uzun gecenin oluştuğu kış gün dönümü de 21 Aralıkta’dır..

güneş sabiti: Yer atmosferinin birim yüzeyine, dik olarak, birim zamanda gelen, bütün dalgaboylarındaki güneş enerjisi s=1.90 caldk-1cm-2 =1368 watt/cm2.

güneş takvimi: Güneş’in görünürdeki günlük ve yıllık hareketine göre düzenlenen takvim.

 H

Hertzsprung-Russel (HR)  Diyagramı:  Yıldızların tayf türlerine (veya renklerine ve etkin sıcaklıklarına) ve  ışınım güçlerine  (veya  salt  parlaklıklarına)  göre sınıflandırılmasının   grafik    gösterimi.    Bir    yıldızın fiziksel    özellikleri    bu diyagramdaki konumuyla ilgilidir. Yıldız evrimi diyagramda konum değişimiyle belirlenebilir

hilal:   Yarıdan azı görünen Ay veya gezegenin evresi.  Uzanım açısının 90° den küçük olması hâlinde oluşur.

hidrojen  yanması: Hidrojeni (protonu) daha ağır elementlere dönüştüren füzyon  olayı.

helyum yanması: Helyumu karbona dönüştüren füzyon olayı.

hidrostatik denge:   Yıldız içlerinde madde hareketinin olmaması hâlinde basıncın kütle çekimini dengelemesi durumu.

I

ışık eğrisi:   Değişen   yıldızların   görünen   parlaklıklarının   zamana   bağlı   olarak değişimini gösteren grafik.

ılım:  Ekinoks,  Gece ve gündüz uzunluklarının eşit olduğu zaman.  Güneş,   gök ekvatorunu geçerken yılda iki kez oluşur. Biri 21 Martta ilkbahar ılımı, diğeri de 23 Eylül’de sonbahar ılımı. ışık   yılı: Işığın bir yılda aldığı yol. I.Y.=3×108x365×24x60×60 metre =9.47×1015m.

ışınım gücü (Aydınlatma gücü): Işınım yapan bir cismin tüm yüzeyinden uzaya birim zamanda yaydığı ışınım enerjisi. Işınım gücü tüm dalgaboylarındaki ışınımı kapsıyorsa, bolometrik ışınım gücüdür.

ışınım tayfı: Işık bir prizma veya kırınım ağı yardımı ile yayıldığında oluşan renkli bant. Bir cismin farklı dalgaboylarında yaydığı ışınım enerjisi.

ışınım yeğinliği (şiddeti): Işınım yapan bir cismin; birim zamanda, birim alandan birim uzay açıya, birim enerji bandında yaydığı ışınım enerjisi.

İ-j-k

İ

iç kavuşum: Bir dış gezegenin Yer ile beraber Güneş’in aynı yanında bir doğrultuya gelmesi. Gezegenin uzanım açısının 0° olması durumu.

iç gezegenler: Yörüngesi Yer yörüngesinin içinde kalan gezegenler. (Merkür ve Venüs).

ilkbahar noktası: Gök ekvatoru  ile ekliptiğin kesim noktalarından  biri.  Güneş görünür hareketinde yaklaşık  21   Martta  bu  noktaya gelir,  

ilkbahar noktası: Balıklar burcunda yer alır.

iyonosfer: Yer atmosferinde atom ve moleküllerin Güneş rüzgarı ve kozmik ışınlar tarafından iyonlaştırıldığı katman.

J

Jeodezi: Yer yüzünün biçimi ve boyutları ile ilgilenen bilim dalı.

jeoid: Yer çekimi kuvvetinin her noktada aynı ve yerin dönüş gücü ile tam dengede olduğu yer küre biçimi.

Jülien tarihi: isa’nın doğum yılının Ocak ayının birinci gününe 1721057 sayısı verilip, Greenvvich’in gün ortası  esas alınarak,  geçen  her günün  bu sayıya eklenmesiyle herhangi bir tarih için bulunan sayı.

Jülien takvimi: Julius Cesar’ın düzenlettiği takvim. Bu takvimde dörde bölünebilen yıllar 366 gün, bölünmeyenler ve 400′e bölünebilenler 365 gün alınır.  Bugün kullandığımız takvim bu takvimdir. MÖ. 46 yılında başlatılmıştır.

K

kaçma hızı: Bir cismin başka bir cismin çekim alanından tamamen kurtulması için gerekli hız.

karacisim: Üzerine düşen bütün dalgaboylarındaki ışığı hiç yansıtmadan olduğu gibi soğuran ve sonra tekrar yayan sanal cisim. Yaydığı ışınım sadece sıcaklığına bağlıdır.

karacisim tayfı: Bir karacisim tarafından yayılan ışınımın dalgaboyuna göre sürekli tayfı.

karadelik: Evrende bulunduğu sanılan en yoğun madde. Karadelikten kaçma hızı ışık hızından daha büyük olduğu için oradan ışık bile kurtulamaz.

karşı konum (Opozisyon): Güneş’le bir dış gezegenin veya Ay’ın Yer’e göre simetrik olduğu (uzanımı 180°) konum.

katı açı: Uzay açı. Bir gök cisminin radyan kare = steradyan biriminde gök yüzünde kapladığı alan.

kavuşma konumu: Güneş ile herhangi bir gezegenin, Güneş ile Ay’ın Yer’e göre aynı hizada ve aynı yanda (uzanım 0°) bulunduğu konum.

kızarma (kızıllaşma): Bir ortamdan geçen ışınımın mavi dalgaboylarının daha çok soğrulması sonucu, olduğundan daha kırmızı görünmesi.

koç noktası:   İlkbahar  noktası.  Güneş’in  görünen  yıllık  hareketinde  21   Mart tarihinde gelmiş olduğu nokta. Bu nokta ekliptik ile gök ekvatorunun  kesim noktalarından biridir. 2000 yıl önce Koç burcunda olan bu nokta, bugün Balıklar burcundadır.

kozmik ışınlar:   Uzayda çok yüksek enerjilerle hareket eden yüklü parçacıklar. Çoğu Güneş sisteıpinin dışından gelmektedir.  Düşük enerjili  olanlar Güneş patlamalarıyla oluşur:

kozmoz: Evren.

Kozmogoni: Acun doğum. Evrenin yaradılışını inceleyen bilim

Kozmoloji: Acun bilim. Evrenin yapısını ve gelişimini inceleyen bilim.

kutup ışıması: Kutuplar bölgesinde görülen yaygın ve donuk atmosferik  ışıma. Atmosferik  atom  ve  moleküllerin  bu  bölgelerde  yoğunlaşan   manyetosferin hızlandırdığı yüklü parçacıklarla uyarılması sonucu oluşmaktadır.

kutup yıldızı: (Demirkazık) Küçük Ayı’nın en parlak yıldızı.

kuyruklu yıldız: Zaman zaman çok kısa bir süre gök yüzünde görülen, parlakça, bulutumsu yapıda, bir başı, bir ya da birkaç kuyruğu olan gök cismi.

küçük gezegen: bkz. Asteroid.

küresel aberasyon: Küresel sapınç. Mercek ve aynaların çeşitli bölgelerinin farklı odak uzaklığına sahip olması sonucu ortaya çıkan optik hata.

küresel küme: Çok sayıda yıldızdan oluşan küre dağılımlı yıldız topluluğu. Bu tür kümelerde yıldız sayısı merkeze doğru artar.

küresel üçgen: Bir küre üzerinde birbirini ikişer ikişer kesen üç büyük dairenin meydana getirdiği üçgen.

kütlesel çekim: Doğanın temel kuvvetlerinden biri, tüm maddeler arasında var olan bir kuvvet. Bu kuvvet manyetik, elektriksel, elektromanyetik ve çekirdek içinde etkin olan nükleer kuvvetlerden daha zayıf olup, maddenin iç yapısında rol oynamaz,  iki cismin kütleleriyle doğru aralarındaki  uzaklığın   karesiyle  ters orantılıdır.

M-n-o

M

mercek: Küresel yüzeyli, saydam cam parçası.

mercekli teleskop: Objektifi mercek olan teleskop.

meteor: Gezegenler arasında dolaşan taş parçacıklarından her biri. (Yer’e düşenlere gök taşı denir.)

meteor krateri:  Bir meteorun bir yüzeye düşmesiyle oluşan krater. milâdî   tarih: isa’nın doğumunun yaklaşık olarak dördüncü yılını başlangıç olarak alan yılların belirttiği tarih. Yıl uzunlukları Gregoryan takvimi kurallarına göre hesaplanır.

mutlak kadir: Bir yıldızın 10 parsek uzaklığa indirgenmiş parlaklığı.Mutlak parlaklık.

mutlak sıfır: 0°K veya -273°C ‘ye karşılık gelen sıcaklık. Sıcaklığı mutlak sıfır olan bir madde ışınım yapmaz.

N

nadir: bkz. Ayakucu.

nova: Parlaklığı birden bire artan (on-on üç kadir) ve maksimuma ulaştıktan sonra parlaklığı yavaş yavaş azalan değişen yıldız.

nükleer enerji: Nükleer reaksiyonlardan (fizyon ve füzyon) salınan enerji, çekirdek enerjisi.

O

Olbers paradoksu (çelişkisi): Sonsuz uzayda sonsuz sayıda yıldız düzgün dağılmışsa gece gök yüzü bir yıldız yüzeyi kadar parlak olmalı. Bu durumun gözlenen karanlık gök yüzü ile uyuşmaması.

odak uzaklığı: Bir optik düzenekte ayna veya mercekle görüntünün oluştuğu odak noktası arasındaki uzaklık.

Oort bulutu (veya Oort kuşağı): Ruto   yörüngesinin   çok   dışında   Güneş sisteminin oluşumuyla ilgili onu saran ve kuyruklu yıldız çekirdeklerinden oiuşan bulut veya kuşak.

optik ağ: Birbirine paralel ve eşit aralıklı ince tellerden veya cam levha üzerine kazılmış çizgilerden oluşturulan düzenek. Optik ağla tayf oluşturulur. Teleskoplara bağlanarak kullanılır.

optik derinlik: Bir madde katmanı içinden geçen ışığın soğrulma oranını veren büyüklük.

Ö-p-r

Ö

öğlen çemberi: (Meridyen) Bir gözlemcinin baş ucundan, göğün güney ve kuzey kutuplarından geçen büyük çember.

öz hareket: Bir yıldızın gök yüzünde bir yılda yaptığı açısal yer değiştirme. 

P

parlaklık: Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, alıcı (göz, fotoğraf plağı) üzerinde yaptığı etki.

parsek: Yer-Güneş uzaklığını bir açı saniyelik açıyla dik gören uzaklık. Paralaksı bir yay saniyesi (açı saniyesi) olan bir yıldızın uzaklığı.  1 pc=3.26 l.y.=206265 GB=3.08×1016m.

plazma: Atomları kısmen veya tamamen iyonlaşmış, yüksek basınçla sıkıştırılmış gaz.

Pulsar (Atarca): Yaptığı radyo ışınımı yeğinliğinde yürek atışına benzer değişimler görülen radyo kaynaklarına verilen ad. Atış dönemleri milisaniye mertebesindedir ve çok kararlıdırlar.

R

radyo ışınımı: Dalgaboyu 1 cm’den büyük elektromanyetik dalgalar.

radyal hız: Dikine hız; Herhangi bir gök cisminin uzay hızının, ya da bir çift yıldızın dolanma hızının bakış doğrultusundaki bileşeni. Bu hız diğer bir anlamda bize yaklaşma ya da bizden uzaklaşma hızıdır.

radyoaktiflik: Kararsız bazı atom çerirdeklerinin ışınım yaparak bozunması.  Bu bozunma sonunda alfa parçacıkları (helyum çekirdekleri), beta ışınları (elektron ışınları), gamma ışınları (kısa dalgaboylu ışınlar) yayılır.

radyo teleskop: Gökcisimlerinin   yaydığı    radyo   ışınımını   gözlemek   amacıyla geliştirilen teleskop.

rektasansiyon: bkz. sağ açıklık.

renk: Işık dalgalarının gözde (veya başka alıcıda) dalgaboyuna (veya frekansına) bağlı olarak oluşturduğu duyum. Bir yıldızın rengi sıcaklığının bir fonksiyonudur.

renk artığı: Yıldızın görünür rengi ile gerçek rengi arasındaki fark. Yıldızın mavi ışığı yıldızlararası madde tarafından daha çok soğrulduğu için daha soğuk ve daha kırmızımsı görünür.

radyo galaksi: Güçlü manyetik alanları nedeniyle çok fazla radyo ışınımı yayan galaksiler. Optik bölgede görünen galaksinin iki yanında simetrik iki radyo kaynağı olarak gözlenirler.

renk ölçeği: Bir yıldızın iki farklı dalgaboyunda ölçülen parlaklıklarının farkı. Bu fark yıldızın renginin ve sıcaklığının ölçüsüdür.

renk sapıncı:  (Renk aberasyonu) Bir merceğin odak noktasının gelen ışığın rengine bağlı olması nedeniyle görüntünün renkli halkalar biçiminde görülmesi.

S-t-u

S

saat açısı:   Bir yıldızın saat dairesinin, gözlem yeri meridyeninden saat yönünde ölçülen açısal uzaklığı.

sağ açıklık: Rektasansiyon: Gök yüzünde bir noktadan geçen boylam dairesinin, gök ekvatorunu kestiği noktanın ilkbahar noktasına açısal uzaklığı.

Saman yolu: Gök küreyi bir büyük daire boyunca saran milyarlarca yıldız ve gaz bulutundan oluşmuş donuk ışıklı kuşak. Güneş sistemininde içinde bulunduğu galaksi.  

salt parlaklık (mutlak parlaklık): Bir  yıldızın   Güneş’ten   10   pc   uzaklığa indirgenmiş parlaklığı.

sera etkisi: Bir gezegen atmosferinin dışarı giden kırmızıöte ışınları tutması sonucu yüzey sıcaklığının artması olayı sönümleme: Işığın bir gaz bulutundan geçerken daha çok soğurulma nedeniyle zayıflaması

spektroskop: (tayf ölçer) Bir ışık kaynağının tayfını oluşturmak ve kaydetmek için kullanılan âlet

spektrum: bkz. ışınım tayfı, tayf.

süpernova: Üstnova. Parlaklığı birdenbire 19 kadir yöresinde değişerek parlayan değişen yıldız türü.

sürekli tayf: Salma ve soğurma çizgileri bulunmayan ışınım tayfı  Böyle bir tayfı, sıcak bir katı, sıvı ya da yüksek basınç altındaki gaz verir.

T

takım yıldız: Gök   yüzünde   rast  gele   serpilmiş   yıldızların   oluşturduğu   yapay bölgeler.   Eskiden   gök   yüzünün   değişik   bölgeleri   hayvanlara   ve   eşyalara benzetilmiş, böylece gök yüzü 88 takım yıldızına ayrılmıştır  Büyük Ayı, Küçük Ayı, Akrep, Herkül, Çoban gibi.

tan olayı: Güneş, ufkun altında iken havanın yarı aydınlık olması durumu   Gün ağarması ve gün kararması olaylarının ortak adı

tayf: bkz. ışınım tayfı.

tayf çeker: Spektrograf. Bir ışık kaynağından gelen ışınımı dalgaboylanna ayırarak kaydedebilen düzenek. Teleskoplara bağlı olarak kullanılır

teğetsel hız: Bir yıldızın uzay hızının, bakış doğrultumuza dik yöndeki bileşeni

U

ufuk: bkz Çevren

uzanım açısı: Uzanım. Bir gök cisminin gök yüzünde güneşe olan açısal uzaklığı

uzay hızı: Bir cismin uzay içinde saniyede aldığı yol