Güneş rüzgarı ve etkileri
Güneş‘in; ışık, radyo ve X- ışınları gibi her yöne elektromanyetik tedirginlikler gönderdiğini belirttik. Olay yalnız bu değildir. Güneş’ten her yöne sürekli parçacıklar akısı da vardır; bunlar çoğunlukla elektronlar ve protonlardır. Güneşin taç katmanından bu şekilde uzaya sürekli madde kaybı vardır. Buna güneş rüzgârı denir Bunun etkisini kuyruklu yıldızlarda görüyoruz: Güneş rüzgarı nedeniyle kuyruklu yıldızların kuyruğu hep Güneş’ten öteye doğru uzanır.
Uydularla yapılan gözlemler göstermiştir ki Yer yakınlarında 1 cm3 den ortalama 10 kadar proton ve elektron geçer; ortalama hızları 400 km/s kadardır. Bir bakıma biz Güneş taç katmanının dış uzantıları içindeyiz. Güneş yakınlarında taç katmanı kuvvetli ve kapalı manyetik alanlar tarafından tutulur ve plâzmanın kaçması engellenir. Kaçan güneş rüzgârı genellikle X- ışını fotoğraflarında belirgin olan taç katmanı deliklerinden, yani açık manyetik alan çizgileri boyunca çıkar. Bu rüzgârın hızı değişkendir ve Güneş’in manyetik çevrimine bağlıdır.
Güneş rüzgârı ayrıca Yerin manyetik alanını da rüzgâr yönünde şok dalgası biçiminde sıkıştırır; deniz hız motorunun önündeki suda oluşturduğu ve iki yandan arkaya uzanan dalga gibi. Bu dalga sınırları içinde yüklü parçacıklar manyetik olarak, Van Ailen kuşakları denen iki bölgede hapsedilirler. Güneş rüzgârının basıncı sonucu Yer’in arka tarafında 100 Yer yarıçapını aşan uzunluklarda manyetik kuyruk oluşur. Güneş sisteminde manyetik alanı olan bütün gezegenler Güneş rüzgârından etkilenir. Güneş’in etkisi, rüzgârın yıldızlararası gaza girdiği yerde son bulur. Bu sınırın nerede olduğunu henüz bilmiyoruz. Güneş sisteminden farklı yönlerde çıkan üç uzay gemisi; Pioneer II, Voyager 1 ve Voyager 2 bunu bulmak için görevlidir. Bunlar gerçek dış uzaya, yani yıldızlararası uzaya belki de ancak 2020 yılında ulaşacaklardır.
Güneş’in manyetik etkinliğinin ve Güneş rüzgârının Yer üzerinde başka önemli etkilen de vardır. Taç katmanında büyük bir parlama olduğu zaman, özellikle Güneş leke maksimumu sırasında, artan güneş rüzgâr: şiddeti yaklaşık iki gün sonra Yer’e ulaşır, Yer’in manyetik alanlarını sıkıştırır ve kutup akım halkalarına büyük miktarlarda yeni enerji bırakır. Bu güçlü elektrik akımı üst atmosferdeki havayı iyonlaştırır. Elektronlarla havanın aynı atom ve moleküllerinin yeniden birleşmesi “kutup ışığı” (güneyde ve kuzeyde) denen ışık gösterisi biçiminde göğü aydınlatır. Böyle “manyetik fırtınaların” radyo haberleşmelerini etkilediği, zaman zaman elektrik hatlarında arızalara neden oldukları bilinmektedir.
Güneş etkinliğinin daha uzun vadeli etkileri vardır. 1645- 1715 arasında Güneş’te hemen hemen hiç leke görülmemiştir. Buna, olayı ortaya çıkaranın adıyla Maunder minimumu denir. Bu dönemde özellikle Avrupa’da çok ağır kışlar yaşanmıştır; buna kimileri “küçük buz çağı” demektedir. O hâlde bu sürede Güneş’ten daha az enerji gelmiştir. Ağaç halkalarındaki izotop bolluğu da Maunder minimumunu kanıtlamakta ve bu minimuma benzer 12 kadar dönemin yaşandığını göstermektedir. Açıkça Güneş etkinliği ile Yer iklimi yakından ilişkilidir, fakat bu ilişkinin ayrıntıları iyi bilinmemektedir.
Yeni anlaşılmaya başlanan bir başka etki de, Yer çevresinde yörüngeye yerleştirilen yapay uydular üzerindeki etkidir. Güneş etkinliğinin etkisi öyle büyük olmuştur ki Yer atmosferi genişlemiş ve sürtünme sonucu Sky Lab uzay istasyonu yere düşmüştür. Daha sonra fırlatılan Hubble Uzay Teleskopu bu yüzden daha yüksek yörüngeye oturtulmuştur.